Devreli Tatil Sistemleri Aristo Yayınevi Etem Saba Özmen

Devreli Tatil Sistemleri

Liste Fiyatı : 555,00
9786256018174
362638
Devreli Tatil Sistemleri
Devreli Tatil Sistemleri
555.00

Önceleri çok sınırlı bir kesime hitap eden eğlence ve tatil, sanayileşmenin ve buna bağlı olarak gelir düzeyinin artmasıyla daha geniş kitlelerin ihtiyacı haline gelmiştir. Çağımızın yoğun çalışma temposuyla dolu monoton yaşamın yorgun insanı için tatil, en doğal haklardan sayılır hale gelmiş ve buna bağlı olarak memur ve işçilerin en önemli sosyal haklarından biri olarak mevzuatta da yerini almıştır. Anılan mevzuat ile ücretli tatil imkanının sağlanması orta sınıf olarak nitelendirebileceğimiz kesimin de tatil talebinde bulunmasına neden olmuştur.

Günümüzde birçok insan bu ihtiyacını, günlük sıkıntılarından kurtulmak amacı ile çevre değiştirmek suretiyle kullanmaktadır. Bu amaçla seçilen yerler genellikle tabiat güzelliğinin bozulmadığı ve çevrenin de kirlenmediği, sahiller, göller, dağlar, kaplıca ve kaynak merkezleri gibi yerler olmaktadır. İşte, bu aşırı talep ve akımın gittikçe hızlanması sonucunda sınırlı olan bu yerlerdeki taşınmaz bedelleri artan bir hızla yükselmiş, özellikle ülkemiz açısından enflasyonun da etkisiyle korkunç bedellere ulaşmıştır.

Bu tür taşınmazlara yapılacak yatırım, tatil sürelerinin kısalığı karşısında maddi imkanları sınırlı olan birçok kişi için anlamsız hale gelmiştir. Bunun sebebi, en fazla bir iki aylık bir tatil için kullanılabilecek on bir ay boş kalacak bir taşınmaz, sahibi açısından gurur kaynağı olmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Dolayısıyla, birçok kimse için bu durum artık övünçle karşılanmayan bir lüks halini almıştır. Bununla birlikte 1970’li yıllardan itibaren aynı zamanda sayfiye amaçlı ikinci konutların bir yatırım aracı halini almasıyla birlikte birçok kesimin bu yatırımı yapma imkanları da gittikçe ortadan kalkmaya başlamıştır.

Buna ilaveten, her zaman bir alternatif olarak turistlik tesislerce sunulan ücretli hizmetlerin çok pahalı olması bu imkândan sınırlı bir kesimin yararlanmasına yol açmış bulunmaktadır. Bunun dışında kalan ve tatil beklentisinde olan çok geniş bir kesimin maddi imkanlarının kısıtlılığı karşısında girişimciler yeni ekonomik çözümlere yönelmişlerdir. Bu yönelimde amaç, gelir düzeyi sınırlı olan orta kesime hitap etmek ve bu amacın sağlanmasında pragmatik ve rasyonel bir tatil imkânı sağlamak gerekliliğidir.

Bu amaca istinaden, sosyo-ekonomik gelişme ile birçok ülkede bir taşınmazdan sağlanan yararlanma hakkını zaman yönünden bölen sistemler geliştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, bir taşınmaz üzerinde belirli süre ile her yıl sağlanan yararlanma hakkı birden fazla kişiye sağlanmıştır. Böylece, amaca uygun yararlanma, bu konudaki külfetlerin de dağıtılması sonucuna yol açarak, kişilere kısa süreli bir tatil ihtiyacının karşılığı, tüm bir taşınmaz maliyetine (ayrıca, vergiler, sigorta ve amortisman masrafları da unutulmamalıdır) katlanmaları yerine diğer hak sahiplerine de bölünmüş maliyete katlanacakları sistemler sunulmuştur. Herkesin ihtiyacı kadar elde ettiği ve bunun karşılığından ihtiyacı kadarına katlandığı bu formül nedeniyle bugün yüzbinlerce kişi bu tür zamanla bölünmüş yararlanma sağlayan sistemlere yönelmiştir. Aşağıda ülkemiz açısından tarihçesine de değinmekle anlaşılacağı üzere zaman zaman tüketici sorunları açısından sistemden uzaklaşılma emareleri görülse de aynı yöndeki ihtiyacın hep üstün gelmesi sonucu devrelere bağlı yararlanma ile taşınmaz edinimi anlaşılmaktadır ki gündemden düşmeyecektir.

Kat mülkiyetini doğuran ihtiyaçların, zeminin (arazi anlamında) bölünmesine yol açmasında olduğu gibi kişilerin tatil ihtiyacı da zamanla bölünmeye yol açarak anılan sistemleri doğurmuştur. Bu tür sistemlerle, anılan gelişme ile günümüz çalışan insanı için azami bir iki haftaya dayalı ihtiyaç ve de ikinci yazlık evlerin emekliler için bile uzun süre ikamete tahammül bırakmaması ayrıca ekonomik sıkıntıların resmî tatil ve bayram günlerinde getirdiği ulaşım maliyetiyle âtıl bir kapasiteye ekonomik canlılık kazandırılmış olmaktadır.

Özmen’in ilk olarak Özel Hukuk Doktora Tezinin basılması ve 1988 tarihli ‘‘Devre Mülk Hukuku’’ adıyla yayımlanan monografik çalışma, tarafımızca üzerinden otuz yılı aşkın süre geçmesinin yanında aşağıda eleştireceğimiz 28/11/2013 tarihli 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’na getirilmiş değişikliklere konu olmuştur. Her ne kadar 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun devre mülk hakkını düzenleyen 10/6/1985 tarihli 3227/1 madde ile eklenen sekizinci bölümü olan 57-65 maddelerinde köklü bir değişiklik görmesek de devre tatili de içinde barındıracak şekilde TKHK değişiklikleri, Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliğiyle birlikte önceki eserin yenilenmesine yönelik ihtiyaca yol açmıştır.

  • Açıklama
    • Önceleri çok sınırlı bir kesime hitap eden eğlence ve tatil, sanayileşmenin ve buna bağlı olarak gelir düzeyinin artmasıyla daha geniş kitlelerin ihtiyacı haline gelmiştir. Çağımızın yoğun çalışma temposuyla dolu monoton yaşamın yorgun insanı için tatil, en doğal haklardan sayılır hale gelmiş ve buna bağlı olarak memur ve işçilerin en önemli sosyal haklarından biri olarak mevzuatta da yerini almıştır. Anılan mevzuat ile ücretli tatil imkanının sağlanması orta sınıf olarak nitelendirebileceğimiz kesimin de tatil talebinde bulunmasına neden olmuştur.

      Günümüzde birçok insan bu ihtiyacını, günlük sıkıntılarından kurtulmak amacı ile çevre değiştirmek suretiyle kullanmaktadır. Bu amaçla seçilen yerler genellikle tabiat güzelliğinin bozulmadığı ve çevrenin de kirlenmediği, sahiller, göller, dağlar, kaplıca ve kaynak merkezleri gibi yerler olmaktadır. İşte, bu aşırı talep ve akımın gittikçe hızlanması sonucunda sınırlı olan bu yerlerdeki taşınmaz bedelleri artan bir hızla yükselmiş, özellikle ülkemiz açısından enflasyonun da etkisiyle korkunç bedellere ulaşmıştır.

      Bu tür taşınmazlara yapılacak yatırım, tatil sürelerinin kısalığı karşısında maddi imkanları sınırlı olan birçok kişi için anlamsız hale gelmiştir. Bunun sebebi, en fazla bir iki aylık bir tatil için kullanılabilecek on bir ay boş kalacak bir taşınmaz, sahibi açısından gurur kaynağı olmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir. Dolayısıyla, birçok kimse için bu durum artık övünçle karşılanmayan bir lüks halini almıştır. Bununla birlikte 1970’li yıllardan itibaren aynı zamanda sayfiye amaçlı ikinci konutların bir yatırım aracı halini almasıyla birlikte birçok kesimin bu yatırımı yapma imkanları da gittikçe ortadan kalkmaya başlamıştır.

      Buna ilaveten, her zaman bir alternatif olarak turistlik tesislerce sunulan ücretli hizmetlerin çok pahalı olması bu imkândan sınırlı bir kesimin yararlanmasına yol açmış bulunmaktadır. Bunun dışında kalan ve tatil beklentisinde olan çok geniş bir kesimin maddi imkanlarının kısıtlılığı karşısında girişimciler yeni ekonomik çözümlere yönelmişlerdir. Bu yönelimde amaç, gelir düzeyi sınırlı olan orta kesime hitap etmek ve bu amacın sağlanmasında pragmatik ve rasyonel bir tatil imkânı sağlamak gerekliliğidir.

      Bu amaca istinaden, sosyo-ekonomik gelişme ile birçok ülkede bir taşınmazdan sağlanan yararlanma hakkını zaman yönünden bölen sistemler geliştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, bir taşınmaz üzerinde belirli süre ile her yıl sağlanan yararlanma hakkı birden fazla kişiye sağlanmıştır. Böylece, amaca uygun yararlanma, bu konudaki külfetlerin de dağıtılması sonucuna yol açarak, kişilere kısa süreli bir tatil ihtiyacının karşılığı, tüm bir taşınmaz maliyetine (ayrıca, vergiler, sigorta ve amortisman masrafları da unutulmamalıdır) katlanmaları yerine diğer hak sahiplerine de bölünmüş maliyete katlanacakları sistemler sunulmuştur. Herkesin ihtiyacı kadar elde ettiği ve bunun karşılığından ihtiyacı kadarına katlandığı bu formül nedeniyle bugün yüzbinlerce kişi bu tür zamanla bölünmüş yararlanma sağlayan sistemlere yönelmiştir. Aşağıda ülkemiz açısından tarihçesine de değinmekle anlaşılacağı üzere zaman zaman tüketici sorunları açısından sistemden uzaklaşılma emareleri görülse de aynı yöndeki ihtiyacın hep üstün gelmesi sonucu devrelere bağlı yararlanma ile taşınmaz edinimi anlaşılmaktadır ki gündemden düşmeyecektir.

      Kat mülkiyetini doğuran ihtiyaçların, zeminin (arazi anlamında) bölünmesine yol açmasında olduğu gibi kişilerin tatil ihtiyacı da zamanla bölünmeye yol açarak anılan sistemleri doğurmuştur. Bu tür sistemlerle, anılan gelişme ile günümüz çalışan insanı için azami bir iki haftaya dayalı ihtiyaç ve de ikinci yazlık evlerin emekliler için bile uzun süre ikamete tahammül bırakmaması ayrıca ekonomik sıkıntıların resmî tatil ve bayram günlerinde getirdiği ulaşım maliyetiyle âtıl bir kapasiteye ekonomik canlılık kazandırılmış olmaktadır.

      Özmen’in ilk olarak Özel Hukuk Doktora Tezinin basılması ve 1988 tarihli ‘‘Devre Mülk Hukuku’’ adıyla yayımlanan monografik çalışma, tarafımızca üzerinden otuz yılı aşkın süre geçmesinin yanında aşağıda eleştireceğimiz 28/11/2013 tarihli 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’na getirilmiş değişikliklere konu olmuştur. Her ne kadar 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun devre mülk hakkını düzenleyen 10/6/1985 tarihli 3227/1 madde ile eklenen sekizinci bölümü olan 57-65 maddelerinde köklü bir değişiklik görmesek de devre tatili de içinde barındıracak şekilde TKHK değişiklikleri, Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliğiyle birlikte önceki eserin yenilenmesine yönelik ihtiyaca yol açmıştır.

      Stok Kodu
      :
      9786256018174
      Boyut
      :
      16x23,5
      Sayfa Sayısı
      :
      502
      Basım Yeri
      :
      İstanbul
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      Nisan 2024
      Kapak Türü
      :
      Karton Kapak
      Kağıt Türü
      :
      1. Hamur 80 gr.
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat